25/3/2008 - Tarih-25.03.2008
Bir zarf buldum biraz önce.
Açıktı.
El yazısı ile yazılmış, uzunca bir mektup vardı içinde.
Galiba okunmuştu.
Dokundum.
Bir tene değmiş gibi, tüylerimi kaldıran hoş bir his yarattı içimde.
Kadın kokusu soludum.
Ve bir aşk.
48 yaşındayım.
Bıyık bırakmışım.
Esmer tenimde beyaz saçlar bitmiş.
Çeşitli çizgiler oluşmuş suratımda.
Bir mezar bekliyorum.
Bekçi gibi.
Elimde solmayan kırmızı güller.
Bir mezar taşının önünde diz çökmüşüm, üstünde yazan ismi tanıyorum.
Çok şey düşünüyorum.
Çok şey;
Hatırlıyorum.
Her şey içinde ne çok hiçbir şey varmış.
Güzel bir surat ve bir el.
Dündü sanki.
Mezara bakıyorum; dünü görüyorum.
“Beni unutmazsın değil mi?”
“İmkansız.”
Cümleler kulağımda birer tokmak gibi çana vururken,
Hep aynı hüzünle düşündüğüm ölüm ve sessizliği.
Mektup gece yarısına beş kala bitiyor.
Uykular rüyalara dualı, aynı surata özlemle çağrılar bırakırken,
Ruh mezara koşuyor.
Bir kadın kokusu soluyorum, 48 yaşındayım.
Gün siyaha bırakıyor kendini.
Bir mezarın başındayım.
Taşta yazan ismi tanıyorum.
|