Bugün sancıların doğum gününü kutluyorum..Benzer yaşadıklarım,Ben her yıl bu zamanlarda ölürüm.Dirilmek istememek tutkuya dönüşür içimde,Gömerim kendimi karanlık, berduş bir toprağın en dibine.Yaşadığımı sanırım,Ağlarım da,Ama yine...
Böylesine karmaşık, gizemli,Rüzgâr gibi,Dokundu tenime hızlıca.Ardından,İzlemeden başından sonuna filmi,Bir cümle sonrasında gitti.Oysa film yeni başlamıştı,Daha Bana ait bir replik bile okunmamıştı..Çok sözüm ağzımın içinde yutkunulamayacak...
Yetinmek için debelenip duruyor kalp.Olmaz diyorsa da meçhul sesler.Duraksamak zorunda ayaklar.Kalınmalı.Çaresizlik değil adı bunun.Çareye zaman tanımak.Her insan çocuksu bir yan saklar içinde.Tutar kendinin ellerinden,Parklara götürür..Büyüyen...
İznin yoksa, Ben izimi kaybettirmeliyim.Kum dolu, gözü yoran şu sıcaklığa karışmalıyım.Uzak bir çölde, fırtına içinde boğulmalıyım, ağır ağır..Belki de buza katmalıyım kendimi.Donarken tenim, soğuk acıtmalı...
Bir zarf buldum biraz önce. Açıktı. El yazısı ile yazılmış, uzunca bir mektup vardı içinde. Galiba okunmuştu. Dokundum. Bir tene değmiş gibi, tüylerimi kaldıran hoş bir his yarattı içimde. Kadın kokusu...
Darbukadan çıkan hareketli ritim sesinde bile ağlamak istiyorum. Sanki bütün sesler, efkâr giymiş üstüne.
Deli öldüren şarkısı çaldı az önce. Herkes yerinden kalkıp oynarken, Ben seni düşündüm. Ve; Öldüm.
Karışık geldi biraz ama, Tek çözüm buysa yapacak bir şey yok. Evet şakağıma. Hayır gözlerimi kapatmayacağım. Geriye doğru sayma, Aniden olsun. Seni unutamam ki. Katil değilsin, olmayacaksın da. Seni seviyorum, çok seviyorum. Hoşçakal küçük...
Yaş sıkıntısından bir adam aşık olamamış. Tuhaf geldi. Adam : “Yanıma alsam şimdi kendimden 10 yaş küçük sevgilimi, bir adama bak, bir de kıza bak diyecekler. Kavga çıkar...
Değer mi desem fark edecek mi? Üzgünüm ama, galiba en mantıklısı boş vermek. Güle güle.. Şehirler arası yolculuğun vakti gelmişti.
Zarfı açtık, Baktık içine. Boş çıktı. Mektup nerede? Bir aşk anlatılacaktı hani. Öyle söylenmişti bize, Ondan geldik. O kadar yolu nasıl geri gidelim şimdi..
Zeytinlerle dolu arazi, Bitiminde koca bir dağ. Uzaktan göz kırpan deniz. Tulumbalı sokaklardan geçiyorum. Arı kovanlı ağaçlara, Martı ve leylek kardeşliğine tanık oluyorum. Ege; gözümün nemi, İçimdeki yaranın merhemi. İlk aşkımın doğduğu yer. Kadınım...
Zordur sevgilinin elinden zehirli su içmek. Bile bile yok oluşuna tanık olmak, ölümdür. Bir daha olmayacak hissini sokmak tene, Ve öylesine yaşamak, yaşadığını sanarak; İlkel bir sanattır farkında olmadan...
Anca bu kadar kaygıyla oturup özlenilir terk eden, Farkında mısın ufaklık, her defasında sensin bu rolün sahibi. Elinden geleni ardına koymaman gerekirken, Sen ağla burada. Ağla küçük çocuk, bu...
Denilir ki Yusuf’tur gerçek hasretin sebebi. Şeyda bilmez özlemi, bilmez Yusuf’u. İçinde gezinen gölgeyi fark edemez. Peşinden sürekli ismini fısıldayan, Katran gecelerde sebepli sebepsiz, terlicesine, Tenine batan ok ile uykulardan...
İçine yapışan kömür, Bu siyahlık, Öksürdükçe tüküremediğin, zehirli ur birikintisi sakladığın göğsünün kafesinde. Dergâhlar almaz bedenini, camiler kabullenmez marazlı soluğunu. Arkadaş sen, sonu yenilgili bir can çekişmeyle, işkencede, bir...
Aşk ver ellerini bana, Saatimi bıraktım da geldim. Zaman neye çalıyorsa çalsın, Önemi yok. Korkudan çektiğimiz yeter gayrî. Bir eksik kalan tat ölüm; O da tadılır.
Yık içinden geçen ne kadar dağ varsa, Tüneller kaz yeraltından, gökyüzüne açılan. Ayıbına gülme artık. Yeter; Ayıbından utan. Utan ki insanlığın ortaya çıksın. Dirilsin yeniden çıplak bir çocuk. Ağlamasıyla temizlensin soluklar, Sedalar...
"Bu gidişlerden hiçbir şey öğrenemedim, çok gezen değilim ben, okuduğum kadarıyla biliyorum" Şehir delisi bir zihniyetin, köye hasret teninde, Kendi sesime, değişik kereler dublajlar yaptım. Nadaslı zamanlarda...
Sahibinden bir iş bekler, sahipsizlikler. Patron kim? İşine geldiği gibi düzen. Böyle çizilmiştir harita. Hayat tıkırında. Rayından çıkmaz nasılsa hiçbir tren. Olağan üstü durumlar yaşanmaz. Rutinlik kaderdir. Açlık Allah’ın takdiri. Buraya kadar gelebilen...
Ya Hak, İçimden düşen kan sevdasıdır bugün. Dermanı yok, sakıncalı. Hayırlara uğurlanır her damlasında. Göz gözü görmez, dumanlıdır yollar. Dil kemiksizdir. Cümleler, anlamını içerdiği gibi anlaşılır. Hava ayaza çalar, kansızlık uykusuz...